Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us DÜŞMAN KELİMESİNİN ANLAMINI ARKADAŞ SIFATINI TAŞIYANLARDAN ÖĞRENDİM...! (SAGOPA KAJMER) GEBERİK74 SAGOPA KAJMER TÜRKÇE RAPİN 1 NUMARASI - Blogcu



GEBERİK74 SAGOPA KAJMER TÜRKÇE RAPİN 1 NUMARASI

6/6/2008 - Yalnız ve güzel ülkemin zekası

YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEMİN ZEKASI

Fatih ÇEKİRGE YAZIYOR

Bazen bir kelime, ya da bir cümle her şeyi anlatıyor… 
Öyle uzun yaldızlı, ağır nutuklara gerek yok…
Kısa bir cümle yetiyor…
Türkiye'nin üzerini "habis bir bulut" gibi kaplayan bu ağır gündeme karşı, işte, "gülümseyen bir güneş parçası" gibi kahkahalarımızı ayaklandıran o cümle…
Penguen Dergisi'nden geliyor…
Ben bu zekayı alkışlıyorum…
Bu kapağı yapanları alkışlıyorum…
Neden mi?
Hem gülüyorum;
Hem de en ağır ve kasvetli bir olayın bile, mizahla süpürülüp ruhumuzdan kazınabileceğine olan inancım artıyor.,
Çünkü muhalefet etmek, kavga etmek değildir. Hakaret hiç değildir…
Ankara'dan gelen "aşırı kamplaşmanın" yarattığı "boks ringi" havası işte bu kapakla bir başka anlam kazanıyor…
Bu yüzden ben bu zekayı alkışlıyorum…
Muhalefetin o ince ve derin zekayla nasıl bir toplumsal kahkahaya dönüştüğünü ve o kahkahanın nasıl ezici bir muhalefet olduğunu anlıyorum…
Bu mizahın muhalefetidir…
Bu yüzden alkışlıyorum…
Evet bazen bir cümle yetiyor…
Partilerinin grup toplantılarında, meydanlarda her gün nutuklar atan siyasilere de örnek olsun diye alkışlıyorum.
Tıpkı Nuri Bilge Ceylan'ın şu sözünü alkışladığım gibi:
-
BEN BU ÖDÜLÜ TUTKUYLA SEVDİĞİM YALNIZ VE GÜZEL ÜLKEME ADIYORUM
Evet yalnız ve güzel ülkenin insanları.
Gelin
TUTKUYLA SEVDİĞİMİZ BU ÜLKENİN UFUKLARINI KİMSENİN KARARTMASINA İZİN VERMEYELİM.

İŞTE PENGUEN DERGİSİ'NİN KAPAĞI

Yorum Yazıpta Giden Faniler (1) :: Yorum Yazmadan Gitme Fani ! :: SAGOPA KAJMER

3/6/2008 - ben hüsrana komşuyum 2 haziran 'da mtv 'de

http://www.mtv.com.tr/newsID.aspx?NewsId=3088
link bu arkadaşlarSmile

Yorum Yazıpta Giden Faniler (yok) :: Yorum Yazmadan Gitme Fani ! :: SAGOPA KAJMER

3/6/2008 - SAGOPA KAJMER

01 Ben hayatı oyuncak bile sandım ama yanıldım çünkü çocuktum yola çıkmış yeni yolcuydum (Hade Hade Hooy)

02 Allah Sizi Sagopa Kajmer Şerrinden Korusun İllalahla kaçış dur Bismillah sana haram olsun .(DİSSTORTİON EHobo Happy

03 Dünya döndü durmaz oldu zordu ferini kesti Tanrı nokta koydu oydu adına köle denen (Köle Gibi)

04 Karda yalın ayakla gezinen onca körpenin ayaklarında bir yaraydı sanki rap karabiber duası (Köle Gibi)

05 Hayat bir damla suyla çölde serap görenin aşkı (Lingulistik)

06 Kalem elimde parça parça haykırır bu kağıda (Lingulistik)

07 Dünya malı uçan halı bin ve de düş bitecek ol emin kurduğun her düş (Al 1′de Burdan Yak)

08 Duvarlar Üzerime geldikçe kendime 10 parmaklı bir surat yaptım (Nedense)

09 Ben ne savaşlar verdim kendime bir Rabbim şahit sor ne zaman, vurdum kendimi en son katilim oldum her gece nedense (Nedense)

10 Ezeliyat değil reali rabbani mühim 3 sefil hicvardan yaprağa akar kardan yaşlar hava buz kirpiklerim don tutar (3 Sefil Şair)

11 Anakronik bi kronik rapte tek kalemle mühürü basan o adamın adı bu şakası olmayan bir sert kafiye a.k.a Sagopa key meydey meydey hey (İçimdeki Şeytanın Ensesindeyim)

12 Çaldı zil ve rap ceketini çayıra saldı bil bu şarkı herkesin hissedenler dinlesin (Kambur Kelimat)

13 Ey rapin oğlu gözlerinde yaş düellosu ve kötürüm oldu ince ruhlar ordusu, son arzusunda anlaşıldı ölümün korkusu (Kör Savaşçı)

14 Soyut bir yüz aynada aksederken yüzüme kimsin demeye dilim varamadı (Pesimist 2)

15 Bense kalbimin satırlarındaki şu cümle mültecileriyle boğuşur haldeyim (Pesimist 3)

16 Bir sabah ve birde akşam oku bu şiiri iki gözümde ön sözüm (Pesimist 3)

17 Kum kalemde dalga şehiti güneş doğar gözüm yanar (Pesimist 3)

18 Yıllatılmış senelerin nöbetçileri değil miyiz (Analiz)

19 Gardiyan da bendim, hakimin de kendisi ve hapse teslim edilen huzurun gırtlağını ben kestim, katil oldum şirretinden müebbetim hürriyete (Analiz)

20 Dudaklarımda bal yok, oysa tek dilekti mutluluk (Karikatür Komedya)

21 Sönen mumun emanetiydi gözüme sanki karanlık, dönen şu dünya sanki taş ve biz içinde çorbalık (Karikatür Komedya)

22 Katıksız iyiyi bulana dek mi sürecek tek devamlılık (Karikatür Komedya)

23 Esefle kınamadır rapim, fasih, dekolte konuşurum, yolumdur önüme konulan;yürürüm,görürüm,söverim,severim (Değişebilir Her An Adres)

24 Ben raperken orada donabilir iliklerin (Değişebilir Her An Adres)

25 Mis kokulu yalanların duş vakti geldi ama evde sular kesik (Değişebilir Her An Adres)

26 Düşman kelimesinin anlamını arkadaş sıfatını taşıyanlardan öğrendim (Maskeli Balo)

27 Birisi acıyı çekti, öteki acıyı servis etti (Uğurla Bahtiyarları)

28 Rayına koydum hayatımın tek vagonlu trenini, gitme gelme aleminde tek ve son seferdeyim (Uğurla Bahtiyarları)

29 Neyleyim ki güneşi bir günümde kördeyim (Minimalite)

30 Yaşarım iskeletler diyarında, bir et parçasıyım. varımı yoktan aldım (İskeletler Diyarında Bir Et Parçası)

31 Tasanın etrafında gezgin olmuş insanlar kısacık molalarda tanıdılar mutluluk denen kelimeyi (Bir Pesimistin Gözyaşları)

32 Kuvvete dayanamayan adalet aciz, adalete dayanamayan kuvvet zalimdir (Bir Pesimistin Gözyaşları)

33 Makam arabalarına yol ver geçsin, emri vaki olmuş her yolcu (Didaktik Kitaplar)

34 Emre dayalı yamalı jön hayatlar içerisinde itaatin emanetindeyiz biz, biz kimiz (Manzumu Mazlum Dinledi)

35 Tek kurşun bitirebilse gari bu hayatı bari bin kurşun atın da gönlüm doysun ahali (Üfle Güneşi Sönsün)

36 Son söze gerek yok, ilk sözün faili meçhul, kulların arifi rapi serdi önüne rehine kaldı cümlelerin, noktamı ben koydum, el senin yaz (Rap Gafil)

37 Ben tekilim,tekelim, tekeline tekme, tekerin olsa kaza sebebi, patlak, k**ak düştü bu yola tek yüzü çatlak (Rap Gafil)

38 Hayallerim yok oldu, koyduğum yerde yoktu hiçbiri tek yabancı bendim evde ve bir yalancı mumdu doğan güneş (24)

39 Sagopa yüz bela tadında komutan ve karavebada,tek safhada yoluna düz gider bu pesimist hardrhymer (Etki Tepki)

40 Duvarda çerçeveydi yaşanan anılar, bir tebessüm etse göz dolar, taşar sular ve ruhumu sel basar ve kalbimde bir küçük çocuk yaşar (Etki Tepki)

41 Çekilişsiz, kurasız hediyeyi sundum, al ve aç paketleri, içine sevgi koydum (Propertions)

42 İstanbulumda solurum,Samsun toprağım, kanımda hiphopım,raple doğanım ben Sago Key (Yokluk İçinde Varlık Çeksem)

43 Hayat kızgın boğa ben kırmızı pelerin (Romantizma)

44 Gözlerimde bir filimsin, göz çukurlarımda uyuya kalmış bir bebeksin, bende ninninim, uyu (Bebeğim Öldü)

45 Suretim şarap misali eskidikçe değeri arttı (Vasiyet)

46 Rapimtraksın,sen reel değilsin (Vasiyet)

47 Benim kalemi bir kişi yıktı,kalemimi kırdı, sözlükte sevgiliydi anlamı (Leyli)

48 Soyadımın ilk iki harfi kişiliğim kadar öz (Rak Benadam)

49 Okyanuslar mürekkebim ağaçlarsa kalemim benim (Batıl Rhyme)

50 İnecek var,durdurun Dünya’yı (Sagopa Yaşlı Planet)

51 Beni sevmek için programlanma,devrelerini yakarım (Kendime Sarılır Donarım)


53 Darmadağın armağanım kaos karmalarındayım karmakarışıklaşmaktayım (Pavlov’un Köpeği)

54 Tekmelerdim dağları kalbime yuvarlandı taşları (Pavlov’un Köpeği)

55 Varlık ruhu terkeder,gözün gözümden ayrılınca,bendeki aşk altın misali,ağırlığınca (Baytar)

56 Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim (Baytar)

57 Dertle anlaş deva bul,üzüntü kalbi sömürür (Baytar)

58 Beynime kumanda takmış oynamaktalar,ama çakılmadım (Sansür Perdesi)

59 Küfür etmektense bırak Sago sayfa boş kalsın (Şikayetname)

60 Gülmek bir mükafattır, ağlayan gözlerin gördüğü (Kürdan Kollar)

61 Aşk bir mülteci, göçüp gider, bilmez değer (Kürdan Kollar)

62 Hayat denen ekmekten bir dilimdim ben de yendim (Dil Yaratmakta En Asil Silahlarını)

63 Kendine gelmek için hergün en az bir kere bir dizemi oku (Dil Yaratmakta En Asil Silahlarını)

64 Söküğüne yap yama yamyam budala (Trakonya)

65 Zulüm taşıyla kanatı verdi başımı felek kahpesi (Soğuk Küvet)

66 Gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti (Soğuk Küvet)

67 Sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili (Soğuk Küvet)

68 Hepinizin Sago bilgisi yetersiz vitaminlerimle bugünlere geldiniz (Pesimist 3)

69 Emre dayalı yamalı jön hayatlar içerisinde itaatin emanetindeyiz biz, biz kimiz (Manzumu Mazlum Dinledi)

70 Yağmur sakladı gözyaşlarımı kopya kalplere damladı damlam (Kopya Kalpler)

Yorum Yazıpta Giden Faniler (yok) :: Yorum Yazmadan Gitme Fani ! :: SAGOPA KAJMER

18/1/2007 - İCLAL AYDIN BEN BU KADINA BAYILIYORUM!!!

35. yaş bir başlangıçtır

Krem rengi perdelerin ardından görmesem de “şakır şukur” seslerden anladığım üzere pis bir yağmur yağıyordu. Eski yılın son günü, yabancı bir ülkede, değişiklik olsun diye gelinmiş, sözüm ona romantik bu şehirde, yapılabilecek her şeyi kısıtlayan yağmura gıcık oldum yattığım yerde.

Ben de bir şeye gıcık olursam ardından her şeye gıcık olurum.

Engel olamam o ana kadar tuttuğum sele...

Anlaşıldığı üzere eski yılın son günü kim var kim yok herkese ve dolayısıyla her şeye sinir olarak geçti.

Sadece yağmur yüzünden...

***
Hayatımda birkaç insan tipi vardır.
1- Şükretmeyi bilmeyen ve her şeyden şikâyet edenler. (Of Allahım ne çokturlar!)

2- Pişmanlıkları durmaksızın enselerinde dolaştığından bugünü yaşamak yerine geçmişi temizlemeye uğraşıp bu yüzden yaşadıkları anın canına okuyanlar. (Of Allahım, ne çokturlar!)

3- Ticari kafası süper çalışan ama duygusal zekâsı az gelişmişler.

4- Benim bu dünyaya sorun çözmek için geldiğimi düşünüp her şeyi omzuma yıkanlar. (Belki de ben alıyorumdur bu yükü.)

5- İyiler (Allahım sana şükür, kötülerden çoktur sayıları.)

6- Kötüler. (Sayıları giderek artıyor ne yazık ki.)

7- Sevdiklerim. (Allah eksikliklerini göstermesin.)

İşte yılın son günü dışarıdaki yağmura gıcık olunca yıl boyunca sabırla “idare ettiğim” bu kategorik kişiler de o sinir girdabının içine bir şekilde girmiş oldu.

Neyse ki uzaktaydı herkes.

Banyodaki aynada yüzüme baktığımda uykudan ve huysuzluktan şişmiş gözaltlarımı görünce en çok kendime gıcık oldum aslında. Kendime bakmıyordum çünkü, daha doğrusu bakmıyorum, özen göstermiyorum. Yaptığım işe kendimi ne kadar çok verirsem, ne kadar çok çalışırsam hayatımdaki diğer hasarlar tamir olur sanıyorum...

***


Sonra çıkıp yağmura rağmen yürümeye başladık. Tesadüfen açık bir gazetecide bir adet Hürriyet bulduk. Caddenin en güzel yerlerinden birindeki bir cafe’ye oturup, birer kahve söyleyip gazete okumaya başladık.

Ertuğrul Özkök diyordu ki “Bir kadının en güzel yaşı 35 yaşıdır

Yağmurlu ve sinirli bir güne sevimli ve güneşli bir hediye yollamıştı.

Hatta yeni yılın tek ve en güzel hediyesini.

Bugünden sonrası için umut verici, aldatıcı, şeker, şirin bir teselliydi işte...

***


2000 yılına Düzce’de deprem çadırında girmiştim.

2007 yılına binlerce kişiyle birlikte Avrupa’nın büyük şehirlerinden birinde girdim. 35. yaşım da böylece 2006’da kaldı...

Nedense yorgunum. Oysa ben yağmuru severdim...

Ertuğrul Özkök’ün “35 yaş hayatın yeniden başladığı bir dönemdir” yazısı eski yılın bana güzel gelen son cümlesiydi...

Yeni yılınsa ilk tesellisi...

                                                                      İCLAL AYDIN


               

Yorum Yazıpta Giden Faniler (37) :: Yorum Yazmadan Gitme Fani ! :: SAGOPA KAJMER

1/1/2007 - CAN DÜNDAR'DAN YİNE HARİKA BİR YAZI

CAN DÜNDAR

"İşlerim çok. Başka hiçbir şeye bakamıyorum."
Bu lafı bir kişiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım. Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar "çok yoğun"; bir şey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar "çok yoğun"; benden başka herkes ama herkes çok yoğun.
"Aaa tabii; onun için konuşmak kolay. Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok."
İstesem ben de "çok yoğun" olabilirim. "Bugün şunu yetiştirmem lazım; yarın
şuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım..."
Hayatı boşvermek istedikten sonra "yoğun" olmaktan kolay mazeret yok ki. Hatta sadece yemek pişirip, alışverişe çıkıp, dizi izleyip yaşayarak da "yoğun" olabilirsiniz.
"Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım."
E yapma.
"Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama işlerden başımı kaldıramıyorum ki..."
Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti. Yani "kafama uçan daire düştü, hastanedeydim" deseniz daha inandırıcı olur.
Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez. En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiğiniz insanlarla en azından telefonda konuşabilirsiniz, değil
mi? Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak "çok çalışıyorum"u kesinlikle kabul etmiyorum. Eğer biriyle aylarca görüşmüyor ve "işlerim var, ondan" diyorsanız, bunun iki anlamı vardır:
a) Ben aynı anda iki işi yapamam. Doğal olarak çalışırken araya kimseyi katamam. Merdiven çıkarken çiklet de çiğneyemem. Hayatım allak bullaktır. Zaman nasıl değerlendirilir bilmiyorum.
b) Seninle görüşmek istemiyorum.
c) Ciddi anlamda işlerim yüzünden görüşemediğimizi sanıyorum. Bu mazerete gerçekten inanmışım. Kimi kandırıyorum ki?
(Son şıkkı kabul edecek babayiğit pek bulunmaz.) Ve hiç kimse beni birinci şıkka inandıramaz. Çünkü biriyle görüşmek isterseniz, mutlaka vakit ayırırsınız.
Bu aralar üst üste birkaç kişiyle bu "çok çalışıyorum da; başka bir şeye bakamıyorum" muhabbetini yaşadım; konuya o yüzden taktım. Bir insandan örnek vereceğim. Şu an için kendimi örnek veremem çünkü "evde çalışan yazar" olduğum için kimsenin beni iş konusunda ciddiye aldığı yok. Neyse canım, bana ne? Ben yazıyor muyum? Yazıyorum. Paramı alıyor muyum? Alıyorum. Gerisi beni hiç ilgilendirmiyor. Ama şunu da belirtmem gerek. Öğrencilik hayatım boyunca hiçbir zaman derslerin, sınavların, çalışmaların, zevklerimin önüne geçmesine izin vermedim. Benim için okul her zaman ikinci plandaydı. Eğer çok sevdiğim bir film oynuyorsa, yarınki sınava çalışmayı birkaç saat sonrasına erteledim ve filmi izledim; canım ertesi günü ödev yetiştirmeye oturmadan önce gezmek istediyse çıkıp gezdim;
ders çalışmayı planladığım gece bir arkadaşım "haydi sinemaya gidelim" dediyse herşeyi olduğu gibi bırakıp sinemaya gittim. Çünkü benim için "sevdiğim insanlar" ve "kendime vakit ayırdığım hayatım" herşeyden önemliydi. Hayatımda hiç kimseyi "çalışmam gerek" diye geri çevirmedim. Bir
arkadaşa "hayır, eve gideceğim" dediysem, bu o anda eve gitmek istememden başka bir sebebe asla dayanmadı. En önemli işin başında da olsam, bir dostum "seninle konuşmaya ihtiyacım var" dediğinde ben tüm işleri bırakırım. Çünkü hiçbir şey, çevrenizdeki sevgi ve sahip olduğunuz yüreklerden daha önemli olamaz. Hayat kısacık, acayip bir şey. Hırslarla, kıskançlıklarla ve eşek gibi çalışmakla bitirilemeyecek kadar da değerli. Elbette boş boş oturun demiyorum. Çünkü hayat aynı şekilde, boş boş oturulmayacak kadar da değerli. Ama iş dediğiniz şey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle geçireceğiniz zamanın tamamını çalıyorsa, inanın bunda büyük bir terslik vardır. Kendini çalışmaya ciddi bir biçimde adayan ve sevdiklerine zaman ayıramayacak kadar işlerine gömülmeyi kendi özgür iradesiyle seçen kişiler de var tabii. Ben böylelerinin asla evlenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ve bu, kesinlikle tahammül edebileceğim bir kişilik tarzı değil.
Neyse, geçeyim örnek kişime: Ben ortaokul hayatım boyunca Soma'da yaşadım. (Oradaki hayatım da alemdi aslında. Bir ara onu da yazayım...) Anlatacağım kişi, bir arkadaşımın babası. (Ailecek de görüşüyorduk; aynı
apartmandaydık.) Adam her sabah en geç altıda işe gitmek zorundaydı. (Mühendisti galiba. Maden ocaklarına çıkıp oradaki işleri yürütüyordu.) Yani haftanın beş günü, ciddi anlamda "sabahın körü" diyebileceğiniz bir saatte işinin başında olmalıydı. Bu durumda erkenden yattığını ve hafta içi
başka hiçbir şeye vakit ayıramadığını düşünürsünüz, değil mi? En azından benim hayatımdaki "yoğun insanlar" için bu çalışma tarzı "işe git, eve gel,
yemek ye, uyu, işe git, eve gel, yemek ye, uyu" düzenini gerektiriyor. Ve hafta sonları da "hafta içinin yorgunluğunu bir türlü atamıyorum" diye evde
yatarak geçirilirdi. Aşırı yoğun çalışma temposu yüzünden bunlara laf da söylenmezdi. Çünkü "çok çalışıyorum, görmüyor musun?" demeleriyle, her türlü tartışma anında biterdi. Peki arkadaşımın babası böyle mi yaşıyordu? Büyük harflerle cevap veriyorum: HAYIR, ASLA... Akşam eve döndüğünde sosyal
hayatı başlardı. Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil olduğumuz dost topluluğuyla beraber dışarıda yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanılır; eğlence gırla giderdi. Bu adam işinin dışındaki tüm vaktini sevdikleriyle geçirir ve karısına asla yalnızlık hissettirmezdi. Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili'ye ya da Aliağa'ya yemeğe giderdik. Asıl çarpıcı örneğimi daha vermedim. Haftanın her günü sabah altıda işte olan ve akşam hava kararınca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de çalışıyordu galiba) evlilik yıldönümünde karısını Soma'ya iki saat uzaklıkta olan İzmir'e götürdü. Hayır, hafta sonu değil. BÜTÜN GÜN çalıştığı bir günün akşamında eğlenmek için gittiler ve gece yarısını geçe döndüler. Ertesi gün de bu adam tekrar sabahın köründe işine gitti!!!
Hiç kimse bana hiçbir şey için "çok meşgulüm, çok yoğunum, vaktim yok da ondan" gibi bir mazeret sunmasın. Ben inanmıyorum. Eğer biri beni aramıyorsa, aramak istemediği içindir. Eğer benimle görüşmüyorsa, görüşmek istemediği içindir. Ben başka HİÇBİR mazereti kabul etmiyorum. Son örneğimin ardından bu yazıyı bitirebilirdim. Çünkü gerçekten başka hiçbir lafa gerek yok. Vakit ayırmak istersen, istediğin herşeye ve herkese vakit ayırabilirsin. Ama müsaadenizle ben bu konuyla ilgili söylenmiş ve gerçekten çok hoşuma giden sözlerden de bir demet sunmak istiyorum. Bunları
herkesin çerçeveleterek duvarına asması gerek. "İşim var, vaktim yok" diye saçmalamaya ve daha da korkuncu bu saçmalığa kendimiz de inanmaya başlarsak acilen okuyup kendimize geliriz:
-İşinizin çok önemli olduğunu düşünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduğunun en açık göstergesidir. (Bertrand Russell)
-İşini her şeyden önemli sayarak günde sekiz saat çalışan, sonunda çalıştığı yerin başına geçer ve günde aynı hızla yirmi dört saat çalışmaya mahkum olur (Robert Frost)
-Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir. (Edward Newton)
-Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir. (Anton Çehov)
-Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir. (L. P. Smith)
 
-Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür. (Irwin Edman)
-Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti. Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum. (Abraham Lincoln)
-Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur. (William
Russell)
VE BENİM FAVORİM:
"Yeterli zamanım yok deme. Büyük insanların da günleri 24 saattir..."
 
CAN DÜNDAR

 

Yorum Yazıpta Giden Faniler (21) :: Yorum Yazmadan Gitme Fani ! :: SAGOPA KAJMER

<- :: Sonraki Sayfa ->
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan! Bülent Geberik'in Profili
Bülent Geberik'in Facebook profili
Profil Kartını Oluştur

Hakkımda

NEDEN AĞLARKİ İNSANOĞLU DEĞER VERDİĞİ İÇİN

Resminiz:
Maximum Boyut: 500 Kb
Yollanabilir: GIF, JPG, PNG, BMP, SWF
Kullanım şartları: Kullanım şartlarını kabul ediyorum

Kategoriler

Image Hosted by ImageShack.us

Arkadaşlarım

Image Hosted by ImageShack.uszero1
Image Hosted by ImageShack.usihlamur
Image Hosted by ImageShack.ushurricanee
Image Hosted by ImageShack.usyenilerdenim
Image Hosted by ImageShack.usbegonya35
Image Hosted by ImageShack.uszuzum
Image Hosted by ImageShack.usbicem
Image Hosted by ImageShack.ussevgiotesi
Image Hosted by ImageShack.usjamavu
Image Hosted by ImageShack.ustici
Image Hosted by ImageShack.usarzumeyp
Image Hosted by ImageShack.ustuana82
Image Hosted by ImageShack.ussekerkizz
Image Hosted by ImageShack.usozlemmm
Image Hosted by ImageShack.usnurten4561
Image Hosted by ImageShack.ustuanna
Image Hosted by ImageShack.uslalezar16
Image Hosted by ImageShack.usbembeyazsayfam
Image Hosted by ImageShack.usbirmelekdile
Image Hosted by ImageShack.usbirgaripaskbestesii
Image Hosted by ImageShack.uszbyd
Image Hosted by ImageShack.uskucukkurbaa
Image Hosted by ImageShack.usdsdtext
Image Hosted by ImageShack.ussiyahpapuc
Image Hosted by ImageShack.usumutiklimi
Image Hosted by ImageShack.usyesilyaprakess